Üst
Connected One / Anasayfa  / Şimdi dinleme zamanı: Yazmaktan çok, konuşuyor muyuz; okumaktan çok, duyuyor muyuz?
Publicis-Talks-1220x500px

Şimdi dinleme zamanı: Yazmaktan çok, konuşuyor muyuz; okumaktan çok, duyuyor muyuz?

Şimdi dinleme zamanı: Yazmaktan çok, konuşuyor muyuz; okumaktan çok, duyuyor muyuz?

 

“Sesli arama nedir?” Google’dan cevap: Google kaynağına göre, trendi yükselen yeni arama alışkanlığı. Bu soruyu Google’a sesli olarak sorduğunuzda bu cevaptan çok daha genel bilgilendirici bir sesli sonuç duyacaksınız. İnsanların yeni arama alışkanlıklarına göre “voice search” kavramı her geçen gün biraz daha hayatımızın içine giriyor. Böylece markaların izlemesi gereken dijital stratejilerinde de bu konuda şimdiden yol almak, başarı için kaçınılmaz bir nokta olarak gözüküyor. Peki bu sesli arama alışkanlığı, hayatımıza nereden girdi, nasıl gelişiyor ve nereye gidecek?

 

Kesin dinleniyoruz!

 

İlk olarak 1950’lerde Bell Laboratories’in, temel rakamları tanıyabilen yazılımıyla ortaya çıkan ses tanıma, 70’lerde ABD Savunma Bakanlığı’nın DARPA SUR projesi, 80’lerde Markov modelinin geliştirilmesi ve 90’larda daha hızlı mikroişlemcilerle birlikte günümüzdeki kullanım şekline evrildi. Günümüzde kullanılan versiyon ise Google’ın işlem gücü cloud veri merkezlerinden yararlanan iPhone’lar için yaratılan “Google Sesli Arama” ile başladı. Sonraki birkaç yıl içinde ise insan konuşması ve eğitim verilerinin geniş bir yelpazesiyle yazılımlarında yenilik yapmaya devam etti.

 

Hepimiz bu konuda sık sık konuşuyoruz ya da bir kafede otururken yan masada benzer bir sohbete şahit olabiliyoruz. Peki gerçekten dinleniyor muyuz? Google, sesli verileri de topluyor mu? Bu konuda kesin ve net açıklama yapılmasa da ses tanıma teknolojisini geliştirmek amacıyla arama motorlarının bazı yasal yöntemlerle bizden sesli bilgileri aldığını net olarak söyleyebiliriz. Ancak tüm bu kaygıların yanı sıra insanlar hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla her geçen gün daha fazla sesli arama yapmaya başladı. Bu tabii ki karşılıklı beslenmeyle ortaya çıkan bir alışkanlık. İnsanların bu konuda ihtiyaçları arttıkça yapay zekâ geliştirmeleri hızlandı. Yapay zekâ geliştikçe insanlar daha fazla aramaya başladı. Bu döngünün nasıl işlediğine biraz daha yakından bakalım.

 

Öğrendikçe kullanıyoruz, kullandıkça öğreniyoruz.

 

2013’te Google’ın Hummingbird güncellemesi, bildiğimiz şekliyle yapay zekâyı değiştirdi. Yenilenen algoritma, kullanıcı amacını daha eksiksiz bir şekilde analiz etmeye başladı, aramaya daha fazla bağlam uyguladı ve anlambilim üzerinde daha iyi bir kavrayış geliştirdi. Bu güncellemeyle birlikte “natural language” dediğimiz doğal dil işleme kullanılarak veriler işlenmeye başlandı.

 

İki yıl sonra, 2015’te Google, Hummingbird güncellemesinin bir parçası makine öğrenimi tabanlı bir algoritma olan RankBrain’in kullanımını onayladı. Rankbrain ile arama niyetini yorumlayan ve bu niyete göre sonuç çıkarmayı hedefleyen bir sistem çalışmaya başladı. Böylece Google artık birkaç anahtar kelime yazarak kütüphane arşivinde kitap kitap bilgi aradığımız bir yer gibi olmaktan çıkıp, hayatımızın içinde her an, her şekilde konuşabildiğimiz bir rehber hâline geldi.

 

Google’a bir sor!

 

Günlük olarak sesli aramanın hayatımıza girdiği o kadar çok yer var ki… Örneğin acemi bir şoförsünüz ve tek başınıza yolculuk yaparken ani bir sis çöktü ve sis lambasını arabada nasıl açacağınızı bilmiyorsunuz. Telefonunuza sesli komut ile “Sis farı nasıl açılır” diye sorun ve talimatları dinleyerek yolculuğunuza güvenle devam edin. Ya da yeni bir anneyi düşünün… Bebeği kucağındayken aynı zamanda mamasını hazırlamaya çalışıyor, telefonla arayıp birine soru sormak yerine sesli bir komut ile kolayca aradığı cevabı bulabiliyor. Bir de tabii işin durumdan bağımsız olarak kolay kullanımına kaçanları var: Baby boomer’lar… Onlar için yakın gözlüklerini takarak, küçücük tuşlar içinde kaybolmaktansa, kelimeleri konuşarak ifade etmek çok daha kolay.

 

İnsanlar araba kullanırken, aynı anda farklı işler yaparken ya da tamamen daha kolay olduğu için sesli aramaları tercih etmeye başladı bile. Henüz Türkiye için mükemmel veriler ortaya çıkmasa da özellikle Amerika’da yaşayanların 4’te 1’inin akıllı hoparlör sahibi olduğu düşünüldüğünde aşağıdaki istatistikler sizleri şaşırtabilir.

 

2022’de  web’de gezinmenin %30’u yalnızca sesle gerçekleştirilecek. (Gartner)

 

Gartner’a göre sesli arama istatistikleri, Google ve Bing gibi tüm arama motorlarındaki tüm web tarama oturumlarının yaklaşık üçte birinin 2021 yılına kadar tamamen ekransız olacağını gösteriyor. Bu, birçok insanın hem içeride hem de dışarıda günlük olarak sesli aramalara güvendiği anlamına gelir. Bu gerçekçi görünmeyebilir, ancak kaç kişinin zaten Amazon Alexa, Siri veya Google sesli asistan kullandığını düşünün. Sesli arama zekâsını güçlendirmede daha fazla ilerleme devam ederken, bu sesli arama trendlerinin devam etmesi kaçınılmazdır.

 

Tüketicilerin %48’i genel arama sorguları için ses teknolojisini kullanıyor. (Searchengineland)

 

Searchengineland’e göre, tüketicilerin neredeyse yarısı genel arama sorguları için ses teknolojisini kullanıyor ve çevrimiçi olarak genel sorulara hızla yanıt buluyor. Konuşmak, genellikle yazmaktan çok daha hızlıdır, dolayısıyla bu eğilim beklenmektedir. Kullanıcılar hareket hâlindeyken veya sınırlı zamanları olduğunda hızlı ve anlaşılır cevaplar için sesli aramalara yönelir.

 

“Google konuşma tanıma”, artık 100’den fazla dili desteklemektedir. (Google)

 

Google, Google konuşma tanımanın artık 100’den fazla dili nasıl desteklediğini belirten bir çalışma ortaya çıkardı. Google, dünya çapında giderek daha fazla mobil kullanıcının sesli aramayı kendi ana dillerinde kullanmasını sağlayarak mobil kullanıcılara yerel ses girişi sağlamaya devam ediyor. Sesli arama daha popüler hâle geldikçe, bu listenin katlanarak büyümesini bekleyebiliriz. Şu anda İngilizce, en güvenilir konuşma tanıma seçeneği, ancak Google yavaş yavaş diğer dilleri anlamada daha iyi hâle gelmektedir. İlerleyen dönemde eminim ki Türkçenin de “natural language” kelime dağarcığı genişleyecektir.

 

Tüketicilerin %29’u hızlı soru sormak için sesli asistanlardan yararlanıyor. (PwC)

 

PwC, tüketicilerin %29’unun hızlı soru sormak için sesli asistanlardan yararlandığını bildirdi. Sesli arama, her gün kısa sorular aramak için kullanan birçok tüketicinin tercihi.

 

Kullanıcıların %35’i hava durumunu ve haberleri kontrol etmek için sesli asistan kullanıyor. (PwC)

 

PWC tarafından yapılan aynı araştırma, kullanıcıların %35’inin hava durumunu ve haberleri kontrol etmek için sesli asistan kullandığını ortaya koydu. %15’i bunu eski yöntemlerle yapmayı tercih ediyor.

 

Erkekler, kadınlardan daha fazla aylık sesli arama kullanıcısıdır. (Social Media Today)

 

Social Media Today, erkeklerin kadınlardan daha fazla aylık sesli arama kullanıcısı olduğunu ortaya çıkardı. Ek olarak, sesli arama istatistikleri, erkekler ve kadınlar arasındaki istatistiklerin şöyle göründüğünü gösteriyor: %66’ya karşı %55 (akıllı telefon), %53’e karşı %30 (masaüstü/dizüstü bilgisayar), %49’a karşı %31 (tablet) ve %46’ya karşı %26 (akıllı hoparlör).

 

Akıllı hoparlör sahiplerinin %76’sı haftada en az bir kez yerel sesli aramayı kullanıyor. (Bright Local)

 

Akıllı hoparlör kullanıcılarının çoğu, her hafta yerel işletmeleri sesli olarak arıyor. Kullanıcıların %46’sı her gün aynı şeyi yapıyor.

 

Mobil kullanıcıların sesli aramayı kullanma olasılığı 3 kat daha fazladır. (Review42)

 

Review42’ye göre, mobil kullanıcıların sesli aramayı kullanma olasılığı 3 kat daha fazla. Bu, mobil cihazlarda metin tabanlı yerel aramalardan daha fazla ses tabanlı arama olduğu anlamına gelir. Yerel aramalar yaparken, mobil kullanıcıların sesli aramayı kullanma olasılıkları, arama sorgularını yazmaktan üç kat daha fazladır.

 

 

Biz bu işin neresindeyiz?

 

Arayandan farklı olarak yönettiğimiz marka stratejilerinde sesli aramaya yönelik oluşturacağımız projeler, istatistiklere göre oldukça fark yaratacak gibi görünüyor. Bunu da pazarlamanın her alanına doğal dil kullanımı ile entegre edebiliriz. Doğal dil kullanımı içeriği aptallaştırmak olarak algılanmamalı. Yazılan her şeyin daha az resmî ancak yetkili olduğu, arayanı yönlendirecek ve diyalog kuracak bir iletişim dili benimsenmelidir. Sürekli genişleyen sesli arama ortamında rekabetçi kalabilmek için, her şeyin arama niyeti düşünülerek yazılması gerekir.

 

Sonuç olarak, doğal dilin kullanımı yalnızca sesli aramaya hazır olmak değil, aynı zamanda aramadaki genel yerleşimi iyileştirmektir. Aslında arama motorlarının aradığı şey de bu.

 

 

 

 

 

Business Intelligence

Starcom Mediavest Group Business Intelligence, data analizi ve tüketici içgörüsü alanlarında hizmet veren SMG birimidir. Reklam yatırımıyla elde edilen değerin ölçülmesi ve maksimize edilmesini amaçlar.

Top